Ledün ilmine furkani bakış


Yüce Allah, Kuran'ın birçok ayetinde peygamberlerine ve bazı elçilerine özel ilimler lütfettiğini bildirmektedir. Gayb bilgisi, ilmi ledün, hikmet ve anlatım çarpıcılığı gibi üstün ilimleri dilediği kullarına veren Rabbimiz, bu rahmetiyle tüm hayatları boyunca olduğu gibi, tebliğleri süresince de elçilerini desteklemiştir.

Allah, kimi zaman elçilerini, inkar edenlerin ve müşriklerin tuzaklarından korumak, kimi zaman da insanların imanına vesile olması için bazı peygamberlerine mucizeler lütfetmiştir. Kuran-ı Kerim'de, Allah'ın mucizelerle desteklediği peygamberlerin hayatları ve tebliğleri detaylı olarak haber verilmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), Hz. Musa, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. İbrahim ve Hz. İsa, Rabbimiz'in mucizeler bahşettiği mübarek elçilerinden bazılarıdır. Hz. İsa'nın beşikteyken konuşması, Hz. Musa'nın asasıyla denizi ikiye ayırması bu mucizelerden bazılarıdır.

Allah'ın peygamberlere lütfettiği mucizelerin yanı sıra elçilerine ve bazı mümin kimselere vermiş olduğu farklı ilimler de söz konusudur. Örneğin Peygamberimiz (sav)'in sahip olduğu gayb bilgileri (Rum Suresi, 1-4), Hz. Lut'un (Enbiya Suresi, 74), Hz. Zülkarneyn'in (Kehf Suresi, 91), Hz. Süleyman ve Hz. Davud'un (Neml Suresi, 16-17), Hz. İsa'nın (Al-i İmran Suresi, 49), Hz. Yusuf'un (Yusuf Suresi, 21), Hz. Yakup'un (Yusuf Suresi, 68), Hz. Musa'nın (Kasas Suresi, 14) ve Hz. Hızır'ın (Kehf Suresi, 65) (Kuran'da bu isim geçmemekte, ancak hadislerde bu mübarek kişinin Hz. Hızır olduğu bildirilmektedir) sahip oldukları ilimlerle ilgili olarak Kuran'da çeşitli bilgiler verilmektedir. Bunlar, diğer insanlardan farklı olarak, Allah'ın seçtiği kullarına lütfettiği ilimlerdir.

Burada öncelikle vurgulanması gereken, tüm ilimlerin sahibinin Yüce Allah olduğu ve bu ilimlerden dilediği kadarını dilediği kullarına öğrettiğidir. Bir kimsenin herhangi bir ilme sahip olması kendisinden değildir; Allah'ın o kişiye kaderinde bir ilim lütfetmesinin sonucudur. Meleklerin, ayette haber verilen "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara Suresi, 32) şeklindeki sözleri, bu gerçeği açık şekilde ifade etmektedir.

Hadislerde, İslam alimlerinin çeşitli açıklamalarında ve İslam tarihi kaynaklarında, Hz. Hızır'ın dönem dönem peygamberlere ve Allah'ın salih kullarına yardımcı ve destekçi olduğuna yönelik bazı bilgiler yer almaktadır. (En doğrusunu Allah bilir.)


Ahir zamanın kutlu şahsı Hz. Mehdi'ye verilen üstün ilimler

Daha önce değindiğimiz gibi Yüce Allah, Hz. Süleyman'a çeşitli ilimler lütfetmiştir.
Hadislerde ve İslam alimlerinin izahlarında, Hz. Mehdi'nin de Hz. Süleyman gibi
çok özel ilimlere sahip olacağı bildirilmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin,
Hz. Süleyman gibi kuşların ve diğer canlıların dilini bileceği ve insanların yanı sıra
cinler üzerinde de hakimiyeti olacağı şu şekilde haber verilmektedir:

"O (Mehdi), doğrulanmış, kuş ve bütün hayvanların dillerini bilen biridir.
Onun için adaleti, bütün insanlar ve cinlerce kabul edilecektir." 1


"O, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir."2

Hz. Mehdi'nin sahip olacağı bu ilmin "Ledün ilmi" olması muhtemeldir.
Daha önce de Kehf Suresi'nde
Hz. Musa ile Hz. Hızır arasında geçen kıssada da benzer bir ilim bildirilmektedir.


Ledün ilmine vakıf olan kişi, sırları Allah'ın izin verdiği ölçüde keşfedeceği gibi,
bu kişinin çeşitli İlahi sırlardan da haberi olur.
3 Bu ilme sahip olan Hz. Hızır'ın kıssasının Kehf Suresi'nde anlatılması dikkat çekicidir.
Çünkü bu surede anlatılan diğer iki kıssa olan Ashab-ı Kehf ve Zülkarneyn kıssalarının, Hz. Mehdi ile olan yakın ilgisine Peygamberimiz (sav) çeşitli hadisleriyle dikkat çekmiştir.
Hz. Musa ve Hz. Hızır kıssasının da özellikle yine bu surede yer alması,
aralarında geçen olayların yukarıdaki hadislerde olduğu gibi Hz. Mehdi ile yakından ilgisi olabileceğine,
ayrıca Hz. Hızır'ın ilminin Hz. Mehdi'de de bulunabileceğine bir işaret olabilir.
(En doğrusunu Allah bilir.)

Büyük İslam alimlerinden Muhyiddin Arabi açıklamalarında Hz. Mehdi'nin 9 özelliğini saymaktadır.
Dikkat edilirse bunlar arasında hikmet, anlayış, ledün gibi, vehbi ilme ait özellikler yer almaktadır.
Muhyiddin Arabi'nin bu açıklamaları şu şekildedir:

1. Basiret sahibi olması
2. İlahi Kitabı anlaması
3. İlahi Kelam'ın manasını bilmesi
4. Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi
5. Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması
6. Varlıkların sınıflarını bilmesi
7. İşlerin girift taraflarını bilmesi
8. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması
9. Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimlere vukufu bulunması
(vakıf olması). Çünkü ancak o sayede yeni yeni zuhur edilecek meseleleri halledebilir."


Hz. Süleymanın Yanındaki Kitaptan İlmi Olan Kişi

Kuran'da Hz. Süleyman kıssasında, Sebe Melikesi'nin tahtının bir anda göz açıp kapayıncaya kadar
Hz. Süleyman'ın huzuruna getirildiği bildirilir. Ayetlerde, tahtı getirenin
'Hz. Süleyman'ın yanında kitaptan ilmi olan biri' olduğu haber verilir:

"(Elçinin gitmesinden sonra SüleymanYeni (23)
"Ey önde gelenler, onlar bana teslim olmuş (müslüman)lar olarak gelmeden önce,
sizden kim onun tahtını bana getirebilir?" dedi.
Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim,
ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi.
Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki:
"Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim."
Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki:
"Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için
(bu olağanüstü olay gerçekleşti).
Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani
(hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır." (Neml Suresi, 38-40)


Dikkat edilirse, ayetlerde haber verilen bu kişinin 'madde nakli yapabilecek kadar' farklı bir ilme sahip olduğu görülmektedir.
Taht, anında Hz. Süleyman'ın huzuruna getirilmektedir.
Ayrıca Hz. Süleyman'ın bu olaydan sonraki sözleri,
bunun Allah Katından verilen üstün bir ilimle gerçekleştirilmiş olağanüstü bir olay olduğunu göstermektedir.
Bu kişi, kendisine ilim verilen bir mümin olabilir.
rivayetlerde hızır olduğu ve isminin asaf bin berhiya olduğu ifade edilir.(En doğrusunu Allah bilir.)



Cifir (Ebced) İlmini Bilmesi

Hz. Mehdi'nin vehbi ilme ait bir başka özelliği de, Allah'ın izniyle ebced hesabını ve ona ait sırları bilmesidir.
Taşköprülüzade Ahmet Efendi Mevzuatu'l-Ulum isimli eserinde (11/246),
Hz. Mehdi'nin cifr ilmine vakıf olacağını şöyle bildirmiştir:

"Bazıları dediler ki, bu kitabı kemal-i vukuf (olgunluğa ulaşmış) ahir zamanda hurucu
muntazar Hz. Mehdi'nin (çıkışı beklenen Hz. Mehdi'nin) hurucuna mevkuftur ki (çıkışına atfedilmiştir ki),
onlar cifr ilmine vakıf ve sırlarına arif olurlar (bilirler). Kitab-ı enbiyayı salifeden dahi bu ilim varid olmuştur.
(Bu ilim, geçmiş peygamberlere verilen kitaplardan ulaşmış bir ilimdir.)"


Sonuç

Yazı boyunca bir kısmına yer verdiğimiz Kuran'da bildirilen ilim sahibi kişilerin ortak noktası,
kendilerine lütfedilen ilimleri her zaman Allah yolunda kullanmalarıdır.
Tarih boyunca tüm elçiler "Sizin İlahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında İlah yoktur.
O, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır." (Taha Suresi, 98) ayetiyle bildirildiği üzere,
üstün ilim sahibi olanın yalnızca Allah olduğunu bilerek tebliğ görevlerini yerine getirmişlerdir.

Allah'ın izniyle içinde bulunduğumuz ahir zamanda zuhur edecek kutlu şahıslar olan
Hz. İsa ve Hz. Mehdi de, sahip oldukları tüm ilimleri en hikmetli şekilde kullanacak ve İslam ahlakının
dünya hakimiyetine ve böylece adaletin, barışın, refahın ve dostluğun hakim olduğu Altınçağ'a vesile olacaklardır.

Kuran ahlakının tüm yeryüzüne hakim olmasına vesile olacak,
Müslümanlar arasında büyük bir birlik sağlayacak böylesine kutlu elçilere zemin hazırlamak ve onlara yardımcı olmak
Müslümanların önemli bir görevidir.
Hz. İsa ve Hz. Mehdi gibi mübarek şahısların yakınlarından olabilmek, onlara destek olabilmek,
tüm insanlara yönelik hayırlı faaliyetlerinde onlara yardımcı olabilmek bütün inananlar için büyük bir nimet ve şereftir.



ADAM OLMAK

21.3.2000/



Adam gibi, kıyam edip yücelerek.
Kehf’in sessizliğinde sükût bulup,
Yüzleşirken çağın Dakyanus’uyla
Beklemek yüzlerce yılın misakını
Gönlün Yemliha’sına ererek

Varlığın HAYY hüviyetine bürünmek,
Mernuş hazzında bir ilkbaharı
Tevhitleşerek kucaklamaktır
Muhsinliğin özünde Debernuş’la
Akıtmaktır abıhayatı enfüsten

Kehf’in simyasında Kefeştetayyuş,
Remzin cifrini hazırlarda
Hiçliğin özüne kimyasını, katarak
Kuşatır gönülleri bizim adımıza.
Erdirerek şazenuşun sırrına

Nurul-envarın ruhaniyetinde
Fikrin firkatinde Mekselina.,
Kalabalıklar ötesinde uyanırken,
Kelamlaşır meslina’yla özün arafında
Zikrin tezekküründe azatlık adına

Enfüsi şafaklar ışıtırken ahfanın nurlarını,
Sadrın gönle bir yansımasıdır ki;
Uyanmaktır azaların hüviyetinde.
Kıt mir’leşip ihsana ermektir belkide
Merziyenin atiye ve ihsanlarıyla

Hava, heva’ya kimyasını kararda
Hüviyetine azatlık katmak için,
Kehf’in özünde, herlikten sonra,
Adam olmak, erliğe doğmaktır,
Mutmaine müjdeli soluklarla


Hiçlik ademiyetinde doğarken,
Vedud hazını cennet tadında duyarak
Hayata can solumaktır rakım ile.
Muhammed’i muştuya bayrak olarak
Hızır’laşarak tayı- zamanlarda


Varidatı sır yani

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !